>







SON EKLENENLER

DİYABET RİSKİNİZİ TEST EDİN

HİPER(YÜKSEK)TANSİYON

MENOPOZ HESAPLAYICISI

VUCUT KİTLE ENDEKSİ

AKCİĞER KANSERİ


DİYABET RİSKİNİZİ TEST EDİN

Diyabet Riskinizi Test Edin

Basit bir test ile, diyabet riskinizi belirleyebilirsiniz. Diyabet tedavi edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerine yol açar. Erken teşhis, size sağlıklı bir yaşam şansı verir.

DİYABETLİ OLMA RİSKİNİZ NEDİR?

Diyabetli olduğunuzun farkında değil misiniz? Cevap ne yazık ki, genellikle evettir. Türkiye’de 1997 yılında yapılan araştırma sonuçlarına göre ülkemizde yaklaşık olarak 3 milyon 600 bin kişi diyabetli fakat bunların 1 milyon 200 bininin teşhisi henüz yapılmamıştır.

Genellikle 40 yaş üstündeki insanlarda görülen Tip 2 diyabetin semptomları normal yaşlanma süresinde gizli kalabilir. Sıklıkla kişiler başka sağlık problemleri için başvuruda bulunduğunda tesadüfen diyabet teşhisi konur. Tip 2 diyabetli olanlar daha önceki durumlarına göre daha fazla susama veya acıkma ile halsizlik veya zayıflık hissederler. Bu tür belirtileri olanlar, bu şikayetlerini genellikle çok çalışmalarına veya strese bağlarlar ve doktora başvurmazlar.

Diyabetin diğer tipi olan Tip 1 diyabet, nadiren uzun süre teşhis konmadan seyreder. Tedavi edilmeyen Tip 1 diyabet kısa sürede komaya veya ölüme neden olmaktadır. Tip 1 diyabet genellikle çocukları ve gençleri etkilemekteyken, Tip 2 diyabet genellikle orta yaş ve üstündekileri etkiler. Diyabet vakalarının % 90-95’ini Tip 2 diyabet oluşturmaktadır.

Erken teşhis normal, sağlıklı bir yaşam sağlama şansını vermektedir. Tip 2 diyabetin tedavisi biraz kilo verme, dengeli bir beslenme planı ve fiziksel aktivitede ki artıştan ibarettir. Bu tedbirler yeterli olmazsa doktorunuz size ilaç veya insülin tedavisi verebilir.

Tip 2 diyabet önem verilmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde ciddi ve hayatı tehdit eden sinir hasarı, böbrek hastalığı, kalp damar hastalıkları ve inme gibi komplikasyonlara neden olmaktadır. Birçok insan, bunlara bazı doktorlarda dahil olmak üzere, Tip 2 diyabetini Tip 1 diyabetten daha az ciddi olduğunu düşünmektedirler ve hatalı olarak Tip 2 diyabeti “sınırda diyabet” veya “şekerin dokunuşu” şeklinde tanımlamaktadırlar.

Diyabetin teşhisi basittir ve kendi sağlığınızı tarafsız olarak değerlendirmekle başlar. Araştırmalar fazla kiloların ve yakın akrabalar da Tip 2 diyabet varlığının diyabetli olma riskini artırdığını göstermektedir. Ayrıca bazı etnik gruplarda da diyabet riski fazladır.

Diyabet riskinizi öğrenmek için aşağıdaki testi yapmanız yeterli olacaktır.

Riskinizi test edin

Evet Hayır

Vücut ağırlığım yanda verilen tabloya göre eşit veya daha fazla

5 puan 0 puan

65 yaşın altındayım ve gün boyu çok az egzersiz yapıyorum veya hiç yapmıyorum

5 puan 0 puan

46 ile 64 yaş arasındayım

5 puan 0 puan

65 yaşın üzerindeyim

9 puan 0 puan

4 kilo üzerinde çocuk doğurmuş bir kadınım

1 puan 0 puan

Kız veya erkek kardeşimde diyabet var

1 puan 0 puan

Diyabetli akrabam var

1 puan 0 puan

Değerlendirme

Aldığınız puanları toplayın. Eğer elde ettiğiniz sayı;

3 ile 9 puan arası ise: Muhtemelen şu an için diyabetli olma riskiniz düşüktür.

10 veya daha fazla puan ise: Diyabetli olma riskiniz yüksektir. Eğer puanınız 10 veya yukarısında ise doktorunuzdan randevu alarak en kısa zamanda görüşmelisiniz. Sadece doktorunuz diyabetli olup olmadığınızı tespit edebilir. Bunun için şeker yükleme testi yaptırmanız gerekecektir. Eğer şu an için risk altında değilseniz bile diyabeti unutmayınız. 45 yaş üstündeki tüm insanların diyabet yönünden test edilmesi gerekmektedir. Test için bir gece açlık sonrası sabah alınan açlık kan şekerinin 126 mg/dl’nin üzerinde olması diyabet teşhisini koydurmaktadır. Test sonucu normal çıksa bile, üç senede bir testin tekrarlanmasını öneririz.



DİYABET NEDİR?

23:57, 2/7/2007 .. Kategori SAGLIK .. 0 yorumlar .. Link

Şeker Hastalığı (Tip 2)

Tip 2 Şeker Hastalığı Nedir?

Tip 2 şeker hastalığı, kanımızdaki şeker düzeyinin, normal seviyelerin üzerinde olmasıdır. Tip 2 şeker hastalığı görülme sıklığı, tüm diyabet vakaları içinde %90’dır. İnsülin, vücudumuzun, kandaki şeker miktarını kontrol altında tutmasına yardımcı olan bir hormondur ve besinlerden aldığımız şekerin, yağ ve kas hücrelerimiz tarafından kullanılmasını sağlayarak enerji ihtiyacımızı giderir. Tip 2 şeker hastalığında, insülin hormonu yeterli miktarda salınamamakta ya da gereken şekilde kullanılamamaktadır. Bunun sonucunda, kanımızdaki şeker düzeyi, özellikle yemeklerden sonra, yükselir.

Tokluk Kan Şekeri Yüksekliği Nedir?


Ana öğünlerden 2 saat sonra ölçülen kan şekeri düzeyinin 140 mg/dl üzerinde olmasına “tokluk kan şekeri yüksekliği” denir. Tokluk kan şekerinin sürekli yüksek seviyelerde olması, damar duvarına hasar verebilir, damar sertliği oluşumuna zemin hazırlayabilir. Bu da kalbi, beyni ya da bacakları besleyen damarları etkileyebilir.

Bilimsel çalışma sonuçlarına göre; tokluk kan şekeri yüksekliği, kalp hastalıklarının gelişimine neden olan en önemli risk faktörlerinden biridir.

Şeker Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Tip 2 şeker hastalığı, çok su içme, çok idrara çıkma, sık acıkma, açlığa tahammülsüzlük, çabuk yorulma gibi şikayetlerle kendini gösterir. İyi tedavi edilmediği takdirde büyük ve küçük damarları etkileyerek kalpte, ayaklarda, gözlerde, böbreklerde ve beyinde bazı rahatsızlıklara sebep olur.

Kimler Şeker Hastalığı Riski Taşıyabilir?

Şu soruların bir ya da bir kaçına cevabınız evet ise, tip 2 şeker hastalığı yönünden risk altında olabilirsiniz, doktorunuza danışınız.

- Ailenizde şeker hastası var mı?
- Fazla kilolu musunuz?
- Hızlı yiyen, çabuk acıkanlardan mısınız?
- Kan yağlarınız yüksek mi?
- Tansiyonunuz yüksek mi?
- 40 yaşını geçtiniz mi?

Tip 2 Diyabetin Zararlı Etkilerinden Nasıl Korunabilirsiniz?

Kan şekeri düzeyinizi kontrol altında tutmanız amacıyla aşağıdaki önlemleri alabilirsiniz. Açlık ve tokluk kan şekeri düzeylerinizi düzenli olarak ölçtürünüz ve sonuçları kaydediniz. Bu kayıtlar, diyabet tedavi programınızda söz konusu olabilecek sorunların ortaya çıkarılmasında size ve doktorunuza yardım edecektir.

Diyet programınıza ve öğün saatlerinize uyunuz. Egzersizlerinizi aksatmayınız. Tansiyonunuzu düzenli olarak kontrol ettiriniz. Her yıl kalbinizi kontrolden (EKG, ekokardiyografi..vb) geçiriniz ve ilaçlarınızı düzenli kullanınız

Yorumlar (2) ::::::::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! ::::::::::::::::::::::::::::: Bağlantı

HİPER(YÜKSEK)TANSİYON

Hipertansiyonun nedeni, % 90-95 hastada bilinmemektedir (primer hipertansiyon, esansiyel hipertansiyon) yani bilinen bir hastalığa bağlı değildir. Yüzde 5-10 hastada ise hipertansiyon başka bir hastalığa bağlıdır (sekonder hipertansiyon). Hipertansiyona yol açan hastalıkların önemli kısmı böbrek kaynaklıdır. Endokrin (hormonal) sebepler ise önemli diğer bir grubu oluşturmaktadır. Bu hastalıkların önemli bir kısmının tedavi edilebilir nitelikte olması, hastalıkların tedavisi ile de hipertansiyonun kalıcı tedavisinin mümkün olması her hastanın sekonder hipertansiyon açısından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Hipertansif Hasta Nasıl Değerlendirilmelidir? isimli bölüme bakınız.

Sekonder hipertansiyon nedenleri, aşağıda belirtilmiştir. Bu bölümde, zorunlu olarak çok sayıda tıbbi terim kullanılmıştır.

Sekonder hipertansiyon nedenleri

1. Böbreğin parankimal hastalıkları
        Glomerülonefrit
        Piyelonefrit
        Tümörler
        Glomerüloskleroz
        İnterstisiyel nefrit
        Herediter nefrit
        Radyasyon nefriti
        Renal tüberküloz
        Obstrüktif üropati
        Polikistik böbrek hastalığı
        Renal travma
        Renin salgılayan tümör

2. Renovasküler hastalıklar

3. Endokrin nedenler
        Feokromositoma
        Hipotiroidi
        Hipertiroidi
        Hiperparatiroidi
        Cushing hastalığı
        Akromegali
        Primer hiperaldosteronizm
        Yalancı hiperaldosteronizm
        Konjenital adrenal hiperplazi
        İnsülin direnci/hiperinsülinemi
        Karsinoid sendrom
        Şişmanlık

4. Nörojenik nedenler
        Artmış stres, psikojenik
        Artmış kafa içi basıncı
        Serebrovasküler olay
        Ensefalit, Guillain-Barre sendromu
        Omurilik lezyonları veya cerrahisi
        Posterior fossa lezyonları

5. Diğer nedenler
        Aort koarktasyonu
        İlaçlar (Bakınız
Sık Sorulan Sorular)
        Liddle sendromu
        Gebelik zehirlenmesi
        Alkol bağımlılığı
        Sleep (uyku) apne sendromu
        Porfiria
        Licorice (meyan kökü)

Hipertansiyonun Belirtileri

Hipertansiyonun başlıca belirtileri; baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, burun kanaması, yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, gece uyurken uykudan kalkıp idrar yapma ve bacaklarda şişliktir. Kan basıncının çok yükseldiği durumlarda, çift görme, dilde peltekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma olabilir. Bu belirtilerin hiçbirisi hipertansiyona özgü değildir, başka hastalıklarda da izlenebilir. Ancak hastaların önemli bir kısmında hiçbir belirti yoktur. Bu hastalarda hipertansiyon tanısı, sadece kan basıncı ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle, hipertansif olmasa bile tüm hastalar yılda en az 1-2 kez kan basıncını ölçtürmelidir.

 

 

Hipertansiyon Tedavisi

Hipertansiyon tedavisinde temel amaç, hedef organ hasarını önleyerek sakatlık ve ölümleri azaltmaktır. Öncelikle mevcut olan diğer kardiyovasküler risk faktörleri ve hedef organ hasarları tedavi edilmelidir. Sekonder hipertansiyon olan hastalarda yani hipertansiyonu başka bir hastalığa bağlı olan hastalarda hipertansiyona yol açan hastalık tedavi edilmelidir.Hipertansiyonun nedeni saptanamaz ise kan basıncı, hastaların yaşam düzeni değiştirilerek veya ilaçla düşürülmelidir. Hastalarda yaşam düzeninin değiştirilmesi (ilaçsız tedavi) kesinlikle ihmal edilmemelidir.

Hipertansiyon tedavisi planlanırken tartışılan iki konu şunlardır:

    1. Hangi kan basıncı değerlerinde antihipertansif ilaç başlanmalıdır?

Kan basıncı sistolik (büyük) 160 mm Hg veya diyastolik (küçük) 100 mm Hg'nın üzerinde ise antihipertansif tedaviye hemen başlanmalıdır. Üzerinde tartışılan değerler, sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg'dır. Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe, kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır. Birleşik Ulusal Komite'nin (Joint National Committee, JNC) 6. raporu ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (World Health Organization) bu konudaki görüşleri farklı olmakla birlikte birbirine benzer. Genel eğilim, hastada başka kardiyovasküler risk faktörleri varsa, sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) için 140-160 mm Hg ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) için 90-100 mm Hg değerlerinde de ilaç tedavisine başlamaktır.

    2. Antihipertansif tedavi ile kan basıncı hangi sınırlara düşürülmelidir?

Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır. Belli bir diyastolik kan basıncı değerine ulaşıldıktan sonra, kan basıncının daha da düşürülmesi, kardiyovasküler hastalık riskini arttırmaktadır. Günümüzdeki bilgilerle, kan basıncının çok düşürülmesi sakıncalı olabilir. Bu konuda doktor karar vermelidir.

Birleşik Ulusal Komite'nin 6. raporuna göre, kan basıncı, kesinlikle 140/90 mm Hg'nın altına düşürülmelidir. Kan basıncı, 140/85 mm Hg'ya indirilebilir ancak daha fazla düşürülmesinin yararı belirsizdir.

Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre ise kan basıncı, yaşlılarda 140/90 mmHg'nın altına, gençlerde ise 120-130/80 mm Hg'ya indirilmelidir.

Diyabetik hastalarda (şeker hastalarında), kan basıncı 130/85 mm Hg'nın altına indirilmelidir. Böbrek hastalığı olan hastalarda, kan basıncı daha da aşağı değerlere düşürülmelidir. Bu değerler konusunda, hastaların doktorlarına başvurmaları gereklidir.

Yorumlar (0) ::::::::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! ::::::::::::::::::::::::::::: Bağlantı

MENOPOZ HESAPLAYICISI

MENOPOZ RİSKİNİZİ HESAPLAMAK İÇİN LÜTFEN BAĞLANTILAR KISMINDAN MENAPOZ U TIKLAYIN

Yorumlar (0) ::::::::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! ::::::::::::::::::::::::::::: Bağlantı

VUCUT KİTLE ENDEKSİ

VUCUT KİTLE ENDEKSİ Nİ HESAPLAMAK MI İSTİYORSUN ??? BAĞLANTILARDAN KİTLE ENDEKSİ Nİ TIKLA

Yorumlar (0) ::::::::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! ::::::::::::::::::::::::::::: Bağlantı

AKCİĞER KANSERİ

 

 

AKÇİĞER KANSERİ HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ BAĞLANTILAR BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİN....

Yorumlar (0) ::::::::::::::::::::::::::::: Yorum Yaz ! ::::::::::::::::::::::::::::: Bağlantı





<<< Önceki Sayfa ::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

NAVİGASYON

Ana Sayfa

Profil

Favorin Yap

Sayfa Beslemesi

Arşiv


KATEGORİLER


MİSAFİRLER


YORUMLAR

kilo alamamıyorum
kılo alamıyorum
kılo
kilo
kılo almak ıstıyorm
kilo
napacam ben yaw
...
gözlerimaçık gidecek
hımm


LİNKLER

DİABET

OSTEOPOROZ

MENOPOZ

KİTLE ENDEKSİ

AKCİĞER KANSERİ

ÇOCUK VE YENİ DOĞAN

HASTALIKLAR


ARKADAŞLAR

duyguseli001

yokolandevrim

betulhho

kamile112

gakkosalmula


>




-->



















NAME="aba_MediaPlayer">